TİRE İLÇESİ HAKKINDA
Tel       :
0 232 512 15 26
Fax     :
0 232 512 12 03
E-Mail :
Cumhuriyet Mahallesi
İbn-i Melek Caddesi
No:18  35900
Tire / İZMİR
Tire Müftülüğü | Kutlu Doğum Haftası Etkinlikleri
PROĞRAMIN TAMAMINI GÖRMEK İÇİN TİKLAYINIZ !
BAYANLAR HATİM VE SOHBET PROĞRAMININ TAMAMI İÇİN TIKLAYINIZ
MÜFTÜLÜĞÜMÜZÜN 2005 - 2008 YILLARINA AİT FAALİYET VE RESİMLERİ
KUR'AN-I KERİM, NAMAZ DUA VE SURELERİ, RESİMLİ NAMAZ VE ABDEST
 
 
 

İzmir İlinin doğa ve tarih kenti olarak anılan Tire, 45.000' i aşan merkez nüfusuyla gözde bir yerleşim yeridir.

İlkçağdan, Türkler öncesine değin Teira adıyla anılan kent, Türk yerleşimiyle Tire adını almıştır. Hitit, Frigya, Lidya, Pers, Helen, Roma ve Bizans dönemlerini yaşamasıyla, tarihte zengin bir kültür mirasına sahiptir.

Bizans döneminde, özellikle Ortodoksluğun biçimlendirilmesinde Kadıköy(İstanbul) ve Nikea (İznik) kilise meclislerinde, etkin, karar sahibi bir kent görünümünde olduğunu görmekteyiz.

Türkler öncesi tarih, kültür ve kültlerin(İnançların) zengin bir birikimine sahip olan Tire, daha sonraki Türk varlığıyla doruğa çıkmış ve yüzlerce yıl ürettiği değerleri, Türk toplumuna sunmuştur.

1308 yılında Küçük Menderes yöresi toprakları üzerinde Aydınoğulları Beyliği'nin kurulmasıyla Kent, hızlı bir gelişim sürecine girmiştir. Yeni Türk kentine bu tarihten itibaren,yüzlerce aşiret, oba ve oymağın yerleştirildiği görülmektedir.Zengin Türk kültürünün yöreye girmesi, hem ekonomik büyümeyi hızlandırmış hem de folklorik zenginliğin elde edilmesini sağlamıştır.Bu dönemde Aydınoğulları Beylik Ailesinin kente kattığı eserler azımsanamayacak rakamlara sahiptir.

Beyliğin, Ankara Savaşından sonraki yönetim kenti Tire olmuş, beylik lideri İsa Bey'in çocukları Musa ve ll. Umur Beyler, babalarının ölümünden sonra Beyliği Tire'den yönetmişlerdir.

1426 yılında kesin bir şekilde Osmanlı Devleti'ne bağlayan Tire, gerek siyasi, gerek ekonomik ve gerek kültürel varlığı nedeniyle, Osmanlıların bu kentte daha ciddi eğilmelerine neden olmuştur.

Özellikle, ll. Murat ve Fatih Sultan Mehmet Dönemlerinde girişilen İmar hareketleri, kenti kısa sürede İmparator toprakları içinde birinci dereceden bir kent konumuna sokmuştur.

Kente verilen özel önem nedeniyle, 15. yy. ' dan itibaren Osmanlı Devlet adamlarının önemli bir kesimi Tire'den yetişmeye başlamıştır. 15. yy. ' ın gözde adları, Kara Hayrettin Paşa, Ahmet Paşa, Rum Mehmet Paşa ile 16. yy. ' ın Ünlü sadrazamları Lütfü Paşa ve Lala Sinan Paşa gibi.

Mekke, Medine, İstanbul, Şam, Bağdat, Kahire, Bursa ve Osmanlı İmparatorluğu'nun diğer gözde yerleşim yerlerinin bir çoğunda Tire'li kadı ve müftülerin görev yaptığını belirtmek yeterlidir.

Siyasal olaylar zincirinin son halkasını ise Osmanlı devleti'nin yıkılış yıllarındaki işgal hareketiyle gören kent, 28 Mayıs 1919' da kente giren emperyalistlere Zincirlikuyu Kurşunu ile karşılık vererek, 4 Eylül 1922' de özgürlüğüne kavuşmuştur.

Tire'nin 63 köyü, 1 kasabası (Gökçen) vardır. İlçe Merkezinde 52 cami mevcut olup bunların 5 tanesi ibadete kapalıdır.

TİRE İLÇEMİZİN COĞRAFYASI

Tire'nin adının" şehir" veya" Yüce Kam Ülkesi" anlamında " Teira " sözcüğünden geldiği, şehrin 1 çeşitli dönemlerde Tyyrrha, Tyrha, Tyra, Trha, Thyra, Thyeira, Thira, Apateira, Tyrrha ve Teira adları ile anıldığı bilinmektedir..

Tire ve çevresinde ilk kez Hititlerin yerleşmiş oldukları belirtilmektedir. Hititlerden sonra bölgeye sırası ile Frigler M.Ö.7 yy.da Lidya'lılar, M.Ö. 652 'de Kimmerier ve M.Ö. 546 da Persler yerleşmiştir.

Halikarnas Balıkçısı" Homeros devrinde ve daha sonraları hanedanlarda Tyrannos adı denirdi. Tynannos adı Grekçe olmadığından Grekler bazen Tyra ve bazen de Tyrrha adı ile Lidya şehirlerinden gelmedir. Hatta bazen de Tyrrhenli'den veya onların kahramanı Tyırhenos' dan gelme diye iddia eder.

Tirhenler Sirye adlı meleklerinden ötürü Tire ile Sirye arasında bağlantı kurmaktadır. Büyük Hitit İmparatorluğunun parçalanması ile Frigya Devleti kurulmuş, sınırlarını Fırat vadisine kadar genişleten Frigya Devletini (İ.Ö. 7 yy.) Tirha Prensi Giges (Gyges)'in son Frig hükümdarı olan Kandavul'u (Candaule) öldürmesiyle Lidyalılar idareyi ele alır ve tire (Tırha) tarihi İ.Ö. 7 yy.'da Lidya Devleti ile başlar.

Giges zamanında sulh ve sükun yoluyla Lidya devletinin ekonomik hayati genişler.

Sard_Ninova kral yolu üzerinde konak ve yerleşme yerleri kurularak emniyet aftına alınır. İkinci yol Sard-Tire üzerinden Efes Limanına inerdi. Tire Lidya döneminde Prenslik merkezierinden biridir.

İskip Türklerinden olan Kimmerier in Anadolu'yu istila etmeleri ile sulh ve sükun alt üst oldu. Kimmerlerin başında bulunan usta ve becerikli kumandan Toktamış'la, Lidya Kralı Giges arasındaki savaşta Giges ölür ve Lidyalılar yenilir. Kimmerlerin Asurlularla yaptığı savaşta ise Toktamış ölür.(İ.Ö.65O) Kimmerier dağılır.Son Lidya kralı Krezüs zamanında Tire en parlak dönemini yaşar.(İ.Ö.650-546) Lidyalılarla İranlıların iyi dostluk kuramamaları yüzünden aralarında çıkan bir savaşta Krezüs'ün esir düşmesi ile Batı Anadolu ve Tire İranlıların egemenliği altına girer.(l:Ö. 546)

Makedonya Kralı İskender'in, Pers egemenliğini ortadan kaldırmak amacıyla Batı Anadolu'ya saldırması ve Sardes'in alınması sonunda diğer Batı Anadolu şehir devletleri kendiliğinden İskender'e teslim oiur.(İ:Ö.334)

Büyük İskender'in Babii'de ölümü üzerine ülkesi 34 parçaya ayrılır, 20 yıl sonra ülke 3 devlet arasında kalır. Tire bu devletlerden Selevkos'lerin payına düşer.

Bergama Krallığı süresince Tire zengin ve bayındır bir hale geiir. Son Bergama Kralı İÜ. Attalos'un yerine varis bırakmadan ölümü (İ:Ö:138-133) üzerine ülke Romalılara kalır. Roma İmparatoru Ağustos zamanında Asya Eyalet merkezi Efes'dir. Efes de inanç ve adli işlerin görüşülüp kararlar alınmasında Conventus meclisinde Tire'den de katılmalar olur ve Küçük Menderes nehri yatağında bulunan Artemis topraklan ile ilgili kararlar alınırdı.

OSMANLI DEVRİNDE TİRE İLÇEMİZ

Osmanlı Padişahı Yıldırım Beyazıt Anadolu Beyliklerini alırken, İsa Bey Yıldırım Beyazıt ile başa çıkamayacağını anlayınca tek kurşun atmadan Tire'yi Osmanlılara teslim eder ve kendisine kaydı hayat şartı ile Tire ve ahalisi dirlik olarak verilir. Beylikleri ellerinden alınan Anadolu Beyleri Timur'un Anadolu'yu eline geçirmesi üzerine baş vurarak beyliklerinin Osmanlılardan alınarak kendilerine iade edilmesi isterler. 1402 yılında Timur ile Yıldırım Beyazıt arasındaki Ankara savaşında Yıldırım Beyazıt'ın yanında savaşa katılan Beylerin Timur'un yanına geçmesi ile Yıldırım Beyazıt'ın yenilmesine sebep olurlar.

Timur, II nci Umur Beyi Aydın oğlu Beyliğine tayin eder. II nci Umur beyin 1405 yılında ölümü üzerine taht kavgaları başlar ve II .Murat'ın kumandanlarından Halil Yahşi Bey 1426 yılında Aydın oğlu Cüneyt beyi yenerek Aydın oğullan beyliğine tamamen son verir ve Osmanlı dönemi başlar.

I.S. 1426-15 Mayıs 1919 tarihleri arasında Osmanlı İmparatorluğu dönemindeki Anadolu'nun imparatorluk topraklarında bulunması ile Tire iyi bir dönem yaşar ve Müslümanlık inanışlarına göre bir çok eserler yaptırılır ve modern bir kent haline gelir.

KURTULUŞ SAVAŞI DEVRİNDE TİRE İLÇEMİZ

Osmanlı İmparatorluğunun I nci cihan harbinden yenik çıkması ile 15 Mayıs 1919 tarihinde Mondros Antlaşmasının 7 nci maddesi gereğince İzmir'i işgal eden Yunanlıların tümen kumandanı Safirius Venizeios'dan hareket emrini alan kuvvet kumandanı ÇAVELOS, 20 Mayıs 1919'da harekete geçerek Anadolu içlerine doğru ilerlemeye başlar, Küçük Menderes Vadisinde ilerleyen Yunan kuvvetleri 27 Mayıs 1919 Perşembe günü saat 13.00'de Tireyi İşgal etmiştir.

Mayıs 1919 ayı sonunda Yunanlılar işgal sahalarını Turgutlu, Ödemiş-Aydın İl Sınırına kadar genişletmiştir. Tire çok güç bir durumda idi. Rumların taşkınlıkları son haddine varmıştı. Ege Bölgesinin işgali sırasında mezalime karşı çeşitli yerlerde milis kuvvetleri (KUVA-İ MİLLİYE) teşekkül etmiştir. Tire de bu hareketlere katılarak bir çok kahramanlar yetiştirmiştir. Milis kuvvetlerinde hizmet veren ve kahramanlık gösterenlerden Kahrât'dan Gökçen Efe, Eğridere köyünden Hacı Halil Efe, Kemer- dere köyünden Ali Efe, Kara Hüseyin Efe, Büyükkemerdere köyünden Mehmet Efe birlikleri Yunanlılara iyi dersler vermiştir. Üç yıl Yunan işgalinde kalan Tire, 4 Eylül 1922 tarihinde ödemiş istikametinden gelen Çolak İbrahim Bey'in kumandasındaki Türk Süvarileri tarafından kurtarılmıştır. Bu tarihten sonra Cumhuriyet dönemi başlar.

TİRE İLÇEMİZDEKİ EL SANATLARI

Tire'nin Batı Anadolu'da en eski yerleşim birimlerinden biri olması nedeniyle zengin bir kültürel birikimi vardır. Kentin ana yollar üzerinde bulunmayışı, Türk kültürünün değişik alanlarını kapsayan özelliklerini korumada etkili olmuştur. Kentteki ilk dönem zengin aşiret ve oba yerleşimi de buna eklenince, el sanatlarında Türk kültürünün kendine özgü yapısı özünü kaybetmeden günümüze ulaşabilmiştir.

Tire el sanatları içinde, urgancılık, semercilik, keçecilik, yorgancılık, hasırcılık, mutafcılık, nalıncılık, beledi ve oyacılık gibi kendi öz kültürümüzün ürünleri başta gelmektedir. Bu sanatlar da el emeği, göz nurunun yanısıra Türk zekasının da işleyişi ayrı bir değer taşımaktadır. Atalarımızın sanat aracılığıyla da olsa düşünce ve yorumda doğaya ne denli bağlı oldukları daha açık seçik görülmektedir.

El sanatlarında kullanılan terim ve deyimlerin dilimiz açısından önemi vardır. Hiçbir etki altında kalmadan Türkçenin öz yapısını sanat içinde kullanmaları daha da anlamlıdır. El sanatlarındaki işleniş inceliği yanında, kullanılan terim ve deyimleri belirleyebilme açısından bu sanatlarımız önem taşır.

Türk el sanatları içinde, ahşap oyma işçiliği kendine özgü bir yere sahiptir. Dini yapılarımızın minber, pencere, kapı ve tavan süslemelerinde dikkati çeken ağaç oyma sanatımız bir bakıma Türklerin sanatsal kimliğinin kanıtıdır. Geometrik ve bitkisel motiflerin kimi kez ayrı ayrı, kimi kez birlikte ele alındıkları bu sanat dalımız, ne yazıkki günümüze pek az örneklerini getirebilmiştir. Koruyamadığımız bu güzelliklerimiz az da olsa kimi örneklerin hala ayakta kalabilmenin şansına sahip olanlardır. Dini yapıların dışında, konakların benzer süslemeleri de aynı durumdadır.Yeşil İmaret, Yeniceköy ve Kazanoğlu camilerinin kapı ve pencerelerinde görülen işçilik, yıpranmalarına karşılık güzelliklerini koruyan örneklerdir.

BELEDİ DOKUMASI : Osmanlıların erken döneminde Tire'den Bursaya ulaşan dokuma sanatlarından biri de "Beledi Dokuması" dır. Yorgan , Minder ve pencere örtüsü olarak yüzlerce yıl kullanılan Beledi'nin günümüzde tek tezgahla çalışarak varlığını sürdürmeye çalışması acıdır. 1908 Tarihli Aydın Vilayeti salnamesinde 60 el tezgahına sahip Tire'nin iki tür üzerinden bunları Avrupa'ya sattığı da belirtilmektedir. İki ayrı tezgahı olan Beledi'nin, bugün hala tirede çalışmakta olan " Süleymaniye " ile çalışmayan ve Tire Müzesinde sergilenmekte olan " Bademye " tezgahları bu sanatın zenginliğini göstermektedirler.

YORGANCILIK : El sanatları içinde, kent içi ve dışı pazarı olan yorgancılık temel gereksinim eşyası olması nedeniyle varlığını sürdürmek konusunda diğer uğraşlara göre daha şanslı görünmektedir. Oldukça zengin motif çeşitlerine sahiptir.

NALINCILIK : Günümüz de Tire'ye gezmeye gelen yabancıların, hediyelik eşya olarak seçtikleri nalınlar diğer el sanatları içinde farklı bir yoruma sahiptir. Nalınlar , Tire'de bir bakıma kültürel simge durumundadır. İster sade, ister telli veya sedefli olsun kadın erkek yüzyıllar boyu bir gereksinim aracı olarak kullanılmıştır. Anadolunun diğer kentlerinde nalınlar, ceviz ve gürgen gibi dayanıklı ağaçlardan yapıldığı halde Tire'de mevsimlerin yağışlı, kentin eğimli olması nedeniyle, ıslandığında etkilenmeyen, tabanın da pürüzler meydana getiren kavak ağacı kullanılır.

KEÇECİLİK :
El sanatları içinde en yorucu ve beceri isteyen bir sanat dalımızdır.Koyun ve kuzu yününden yapılan keçelerde , egemen olan renkler kırmızı ve laciverttir. Koyunların ikinci kırkım ayı olan Ağustos kırkımından elde edilen yünler , keçe yapımı için en uygun yünlerdir.Tanınmış başlıca motifler: Kafes, Dama, Baklava, Göbek, Kertik, Gülbadem ve Keçiboynuzudur.

HASIRCILIK : Tire'de hasırcılık Boynuyoğun köyünde yapılmaktadır. Köyün, 14. yy. da kolonizatör Türk Dervişlerinden Kızıl Deli Sultan takma adlı ünlü Seyyid Ali Sultan tarafından kurulduğu düşünelecek olursa, bu el sanatının tarihsel kökeni konusunda önemli ipuçlarına sahip olduğu görülür. Konut ve kırsal kesim yazgısı olan hasır, köyde kadınlar tarafından dokunur. Hasır, bataklık bitkisi " Saz " dan okunur. İnce ve kaba hasır olmak üzere iki çeşidi vardır. Hasırın hammadesi Saz Tire Belevi gölünden sağlanır.

YULARCILIK :
Hayvan kültürünün önemli bir elemanı olan koşum takımlarından yular, en eski el sanatlarından dır. Özellikle at ve güreş develerinin kayış şeklindeki boncuklarla süslü kalın deri ve kendirden yapılan takımları, göz alıcı bir güzelliğe sahiptir.

SEMERCİLİK : Yük ve binek hayvanlarının sırtını korumak amacıyla çeşitli araçlardan meydana getirilmiş dolgu kaplamaya "Semer "denir. Süslemesinde, keçe ve boncukların kullanılması ayrıca görüntü güzelliği sağlamaktadır.

DİĞERLERİ : Kentimizin diğer el sanatları içinde deri işleme sanatı " Tabaklık "ve ayrıca çul, çuval ve heybe dokuma sanatı olan "Mutafcılık " geniş bir yer tutar.Özellikle oya adını verdiğimiz diğer bir el sanatımız da merkezi Canbazlı Köyü olmak üzere bir çok köyümüz de turizme dönük olarak işlenmektedir.




Önceki Sayfa
Anasayfa
Sayfa Başı
T.C. TİRE MÜFTÜLÜĞÜ | Resmi Web Sitesi T.C. DİYANET İŞLERİ BAŞKANLIĞI | Resmi Web Sitesi T.C. DİYANET İŞLERİ BAŞKANLIĞI | Resmi Web Sitesi